Son yıllarda haber kaynaklarında belki de en sık duyduğunuz ya da okuduğunuz kavramlardan biri “Küresel Isınma” olmalı. Özellikle meteoroloji ya da doğal afet temalı içeriklerde bu kavramı kullanmadan herhangi bir şey anlatmak neredeyse imkansız. Peki ama adına Dünya dediğimiz bu küre nasıl ısınır ve ısınırsa bizim hayatlarımızı nasıl etkiler? Gelin olabildiğince basit bir şekilde ve adım adım anlatmaya çalışalım.
Küresel ısınma, genellikle karbondioksit, klor ve flor içeren hidrokarbon türevleri (CFC’ler) ve diğer kirleticilerin atmosferde gittikçe artan seviyelerde var olmasının neden olduğu sera etkisi sonucu dünyanın sıcaklığında kademeli olarak gerçekleşen artıştır.
Küresel ısınma nedir?
Küresel ısınma, dünyanın yüzeyine yakın ortamlarda sıcaklığın kademeli olarak artması olgusu olarak tanımlanıyor. Bu olgu son bir veya iki yüzyıldır gözlemleniyor ve netice itibariyle dünyanın iklim düzenini bozduğu kabul ediliyor. Bilim insanları yıllardır dünyanın sıcaklığının sürekli olarak arttığı gerçeğini destekleyen veriler tespit edip, bu verileri kamuoyunun bilgisine sunuyor sunmasına fakat buna rağmen bu olguyu reddeden ve görmezden gelen bir kalabalık olduğunu da itiraf edelim.
Bu verilere göre, Sanayi Devrimi’nden bu yana, küresel yıllık sıcaklık toplamda 1°C’den biraz daha fazla arttı. 1850 yılı —güvenilir kayıtların tutulmaya başladığı yıl— ile 1980 arasında, her 10 yılda ortalama 0.07°C artış kaydedildi. Ancak 1981’den itibaren, artış iki katından fazla hızlandı: Son 40 yıldır, küresel yıllık sıcaklık her on yılda 0.2°C artıyor.
2015 yılında gerçekleştirilen Paris İklim Anlaşması’nda, iklim bilimcilerin küresel ısınmayı 1.5°C ile sınırlama önerisi katılımcı ülkeler tarafından kabul edildi. Bu hedefe yönelik çalışmak, iklim değişikliğinin en kötü ve en yıkıcı etkilerinden, yani aşırı kuraklıklar, orman yangınları, seller, tropikal fırtınalar ve diğer felaketlerden kaçınmamız için bize önemli bir şans veriyordu. Ancak 2024 yılı gezegenin yüzeyindeki ortalama küresel sıcaklıkların, önde gelen veri setlerinin çoğunda sanayi öncesi seviyelerin 1.5°C üzerinde kayıt edildiği ilk yıl oldu.
2023’te 1.45°C olarak ölçülen ve rekor olarak kayıtlara geçen ortalama sıcaklık artışı, 2024 yılında yeni bir rekora imza atarak 1.55°C olarak ölçüldü. Hemen her yerde 1.5°C hedefinden bahsedilirken ve bunun gerçekleşmemesi halinde türlü felaket senaryoları konuşulurken, bu bilgiyi görmek biraz endişe verici olsa da hemen korkuya kapılmayın. Neyse ki tek bir yıl içerisinde kayıt edilen bu rekor sıcaklık artışı Paris İklim Anlaşması’nın uzun vadeli 1.5°C hedefinin tutturulamayacağı anlamına gelmiyor. Fakat bununla beraber bu eşiğe çok hızlı şekilde yaklaşmakta olduğumuzun da önemli bir göstergesi olarak karşımızda duruyor.


Küresel Isınmanın bir hayal ürünü, yeşilcilerin uydurması ya da felaket tellallarının kehaneti olmadığı konusunda sanıyoruz ikna olmuşsunuzdur. O zaman biraz da bu duruma nelerin sebep olduğuna bakalım. Çünkü insanlara, bitkilere ve hayvanlara pek çok olumsuz etkisi olan küresel ısınmanın birçok nedeni var. Bu nedenler doğal da olabilir, insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak da ortaya çıkmış olabilir. Her ne olursa olsun insanlığın en öncelikli hedefi bu durumu geriye çevirmek ya da en azından durdurmak olduğu için, küresel ısınmayı ortaya çıkaran etmenlerin neler olduğunu çok iyi anlamak oldukça önemlidir.
Küresel ısınmayı ortaya çıkaran sebepler
Sebepler iki temel başlık altında incelenebilir.
1- Küresel ısınmanın insan kaynaklı sebepleri:
Ormansızlaşma
Hepimizin bildiği gibi bitkiler, yaşamsal fonksiyonlarımızı sürdürmenin ana koşulu olan oksijenin ana kaynağı. Atmosferdeki karbondioksiti alır, oksijen salarak çevresel dengeyi korurlar. Fakat ormanlar, birçok evsel ve ticari amaç için insanlar tarafından yok ediliyor. Bu durum, çevresel dengenin bozulmasına ve dolayısıyla küresel ısınmanın artmasına neden oluyor.
Araç kullanımı
Ulaşım amaçlı olarak araçların, çok kısa mesafeler için bile kullanılması çeşitli gaz salımlarına yol açıyor. Şu anda global ölçekte kullanımda olan araçların çok büyük bir bölümü fosil yakıt yakmakta. Ne yazık ki yakılan bu fosil yakıtlar atmosfere büyük miktarda karbondioksit ve diğer toksinleri salarak sıcaklık artışına neden oluyor.
Klor ve flor içeren hidrokarbon türevleri (CFC’ler)
En temelde klima ve buzdolaplarının aşırı kullanımıyla insanlar, uzun bir süredir atmosfere CFC salarak ozon tabakasını olumsuz yönde etkiliyor. Tabii sadece bu beyaz eşyalar sorumlu değil ozon tabakasının durumundan. Hatta 90’ların başında yapılan, ozon tabakasını korumak için deodorant kullanımını azaltmaya yönelik kampanyaları hatırlayanlar olacaktır. Halon içerikli yangın söndürücüler, uzay çalışmaları kapsamında uzaya gönderilen roketler ve klor ya da brom içeren temizlik malzemeleri CFC’lerin diğer kaynakları. Ozon tabakasının en temel işlevi, güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınlarına karşı yeryüzünü koruması. Ancak CFC’ler, on yıllar içerisinde ozon tabakasının incelmesine neden oldu ve ozon tabakası bu işlevi yerine getiremez hale geldi. Sonuç olarak da ultraviyole ışınlarının geçişine engel olamayarak dünyanın sıcaklığının artmasına sebep oldu.
Sanayileşme
Sanayileşmenin başlamasıyla birlikte, dünyanın sıcaklığındaki artış hızlandı. Sanayi devriminin başlangıcı olan 1890’lı yıllardan 1980’lere kadar bu sıcaklık artışı daha yavaş seyrederken, 1981’den itibaren sıcaklık artış hızı iki katına çıkıyor. Bu etkiyi yaratan en temel olgu ne diye soracak olursanız, cevabı: fabrikalardan yayılan zararlı emisyonlar. Ama gördüğünüz gibi sanayileşme sebeplerden sadece biri. Dolayısıyla “onlar yaptı onlar düzeltsin” yaklaşımıyla inisiyatifi sadece kurumlardan beklemek ne kadar doğru diye sormak gerekli.
Tarım
Çeşitli tarımsal faaliyetler ama özellikle de bu tarımsal faaliyetleri gerçekleştirmek için kullanılan araçlar karbondioksit ve metan gazı üretiyor. Bu gazlar, atmosferdeki sera gazlarına katkıda bulunarak dünyanın sıcaklığını artırıyor.
Nüfus artışı
Nüfusun artması, en basit haliyle daha fazla insanın solunum yapması anlamına geliyor. Bu durum, atmosferde küresel ısınmaya neden olan birincil gaz olan karbondioksit seviyesinin de artmasına yol açıyor.
2- Küresel ısınmanın doğal sebepleri:
Volkanlar
Volkanlar, küresel ısınmaya en yüksek seviyede katkıda bulunan doğal unsurlardan biri. Volkanik patlamalar sırasında yayılan kül ve duman, atmosfere karışarak yukarıdaki maddelerde pek çok kez tekrarladığımız üzere iklimin değişmesine ve yerkürenin ısınmasına yol açıyor.
Su Buharı
Su buharı, bir tür sera gazı olarak değerlendiriliyor. Masum su buharı nasıl oluyor da küresel ısınmaya sebep oluyor diye merak ediyorsanız, olay şöyle gerçekleşiyor: dünya sıcaklığının artması nedeniyle, su kütlelerinden daha fazla su buharlaşıyor ve bu su buharı atmosferde kalarak küresel ısınmaya katkıda bulunuyor. Yani burada bir kısır döngüye girmiş oluyoruz.
Kalıcı don (permafrost)
Kalıcı don, içinde yıllarca çevresel gazların hapsolduğu ve Dünya yüzeyinin altında bulunan donmuş topraklara verilen isim. Buzullarda bulunur. Kalıcı don eridikçe, gazlar tekrar atmosfere karışarak Dünya’nın sıcaklığını artırıyor. İşte bu nedenle kutuplardaki buzulların erimesi insanlığı tehdit eden en büyük unsurlardan biri olarak görülüyor. Eriyen buzulların ortaya çıkardığı su yüzeylerindeki artışın bir üst maddenin altındaki ateşi harlıyor olduğunu vurgulamamıza sanıyoruz gerek yok.
Orman Yangınları
Orman yangınları, büyük miktarda karbon içeren, zehirli bir duman tabakası ortaya çıkarıyor. Bu gazlar atmosfere salınıyor ve Dünya’nın sıcaklığını artırarak küresel ısınmaya neden oluyor. Gördüğünüz gibi burada küresel ısınmanın insan kaynaklı sebeplerinde saydığımız ormansızlaşmadan bahsetmiyoruz bile. Yangının doğal olarak ortaya çıkardığı gazlar, kamuoyunda çok da bahsedilmeyen bir etken.
Küresel Isınmanın Etkileri
Sıcaklık artışına sebep olur.
Küresel ısınma, Dünya’nın sıcaklığında inanılmaz bir artışa yol açıyor. Bu durum, buzul erimelerinin artmasına sebep oluyor ve bunun neticesinde deniz seviyelerinin yükselmesi gibi sonuçlar doğuruyor. Bu, kıyı bölgeleri üzerinde yıkıcı etkileri olabilecek bir durum.
Ekosisteme tehdit oluşturur.
Küresel ısınma, bitki ve hayvan yaşamlarının kaybına yol açabilecek mercan resiflerini etkiliyor. Küresel sıcaklıkların artması, mercan resiflerinin kırılganlığını artırıyor ve ekosistemin döngüsü olumsuz yönde etkileniyor. Emin olun mercanlar sadece su altında verdikleri renkli ve güzel görüntüler için korunmaya çalışılmıyor. Bunun çok ötesinde bir etkileri var ekosisteme.
İklim değişikliğine sebep olur.
Küresel ısınma, iklim koşullarında değişikliğe yol açıyor. Bazı yerlerde kuraklık, bazı yerlerde sel olayları, pek çok yerde normal dışı doğa olaylarının görülme sıklığının artması gibi ciddi sonuçları var. Bu iklimsel dengesizlik, küresel ısınmanın bir sonucu. Kesin bilgi, yayabilirsiniz.
Hastalıkların yayılımını artırır.
Küresel ısınma, alışkın olunan sıcaklık ve nem seviyelerinde değişikliğe yol açıyor. Bu durum da, hastalıkları taşıyan ve yayan sivrisineklerin ve başka taşıyıcıların hareket etmesine neden oluyor. Evet evet geçen sene daha önce hiç yaşamadığınız, değişik bir hastalık atlattınız, yalnız değilsiniz, hepimiz benzer deneyimler yaşadık. Yok hayır onu getiren sadece mülteciler olamaz, yeryüzünde başka canlılar da yaşıyor ya hani.
Ölüm oranlarını artırır.
Sel, tsunami ve diğer doğal felaketlerin artması nedeniyle, ortalama ölüm oranı genellikle artış gösteriyor. Bu tabii bizim gözlemlediğimiz birkaç yılda, hatta yaşam süremiz boyunca yapacağımız gözlemlerle ortaya çıkacak bir veri değil. Bu tarz trendler yüzlerce yıllık analizlerde tespit edilebiliyor. Ayrıca, bu tür doğal felaketler, insan yaşamına ciddi tehdit oluşturan hastalıkların yayılmasına neden olabiliyor.
Doğal yaşam alanlarının kaybına sebep olur.
Küresel iklim değişikliği, birçok bitki ve hayvanın yaşam alanlarının kaybolmasına yol açıyor. Bu durumda, hayvanlar doğal yaşam alanlarından göç etmek zorunda kalıyor ve birçoğu hayatta kalamıyor, soyu tükeniyor. Küresel ısınmanın biyolojik çeşitlilik üzerinde yarattığı bu büyük etki yerkürede yaşamını sürdüren tüm yaşam formlarını etkileyecek bir değişim yaratıyor aslında ama biz insanoğlu henüz bu büyük etkinin farkında bile değiliz.
Küresel Isınmanın Önüne Nasıl Geçebiliriz?
Bu bölüme başlarken bireyin gücünü hafife almadığınızı umuyoruz. Toplumun gücü bireyden gelir ve birlikten kuvvet doğar. Dolayısıyla küresel ısınmanın önüne nasıl geçeriz sorusunun yanıtında herkesin önüne hatırı sayılır porsiyonlar düşüyor.
Başlı başına bir yazının konusu olan bu başlığı bu yazının sonunda özet bir şekilde yanıtlıyoruz:
Küresel ısınma,
– Fosil yakıtların kullanımının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin hızlandırılması
– Orman alanlarının artırılması ve var olan orman alanlarının korunması
– Çevre kirliliğinin azaltılması
– Endüstriyel üretimde sürdürülebilir malzemelerin kullanılması, düşük enerjili yapıların inşa edilmesi, akıllıca geliştirilmiş iklim dostu altyapıların oluşturulması, yeşil teknolojilere yatırım yaparak sera gazı emisyonlarının azaltılması ve 0 karbon yaklaşımına geçilmesi
– Tarımda sürdürülebilir yöntemlere geçilmesi, kimyasal gübre kullanımının azaltılması, su sarfiyatının azaltılması
– Bireylerin kişisel tercihlerini bilinçli bir şekilde yönetmesi ve daha az kaynak tüketmesi, daha az atık üretmesi, onarıcı ve türetici süreçleri benimsemesi, çevre ve sürdürülebilirlik odaklı kararlar alması
gibi uygulamalarla durdurulabilir ve önlenebilir.