Yazılması, okunması ve anlaşılması zor bir kelime olsa da sürdürülebilirlik ana eksende; hayatın hemen hemen her alanında, “yaptım, oldu”, “kullandım, attım” gibi anlayışları terk edip “daha farklı ne şekilde kullanabilirim?” sorusuna cevaplar arayarak yeşil bir döngü yaratılmasına omuz vermektir. Böylece fazladan enerji tüketilmesinin önüne geçerek doğaya ve canlılara bir nevi borcunu ödemektir.
Sürdürülebilirlik için “sadece” diye başlayan cümleler kuramayız zira hem devletlerin hem toplumların hem de bireylerin kendilerine has ve yapmaları gereken sürdürülebilirlik başlıkları bulunur. Yani “Benim yapmamla dünya mı değişecek?” demeyin, değişir.
Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun (WCED) 1987 yılında yayımladığı, Komisyon Başkanı Gro Harlem Brundtland’ın adından dolayı “Brundtland Raporu” olarak da geçen “Ortak Geleceğimiz” raporuna göre sürdürülebilirliğin üç boyutu var: Çevresel, sosyal ve ekonomik. Bu yazıda bizim meselemiz çevresel sürdürülebilirlik olacak.
Çevresel Sürdürülebilirlik Nedir?
“Çevresel sürdürülebilirlik nedir?” sorusunu cevaplamak için ABD Çevre Koruma Ajansı‘nın tanımına yer vermek başvurulacak yöntemlerden biri olabilir. Şöyle bir tarif getiriyorlar: “Çevresel sürdürülebilirlik, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini tehlikeye atmadan bugünün ihtiyaçlarını karşılamak olarak açıklanabilir.” Biz, elbette kendi tanımlamamızı da yapacağız. Benzer bir taraftan biz de diyoruz ki çevresel sürdürülebilirlik, mevcut ve gelecek nesillerin refahını en tepeye koyarak ekolojik dengeyi gözetmek ve desteklemek için doğal kaynakları koruma meziyetine hâkim olmaktır. Aslında en basit tabiriyle doğaya olan gelecek borcunu ve şimdi şükrünü bir şekilde yerine getirmektir. “Bir gül solarken bir gülün açma korkusu”nu sadece Edip Cansever’in konusu olmaktan çıkarıp güncelleyerek yaşayan tüm insanlığın meselesi yapmak suretiyle korkmadan açmasını sağlamaktır.
Çevresel Sürdürülebilirlik İlkeleri Nelerdir?
Çevresel sürdürülebilirlik ilkelerinin neler olduğunu on maddelik bir liste ile açıklamak mümkün:
–Kaynakları Sorumlu ve Doğru Kullanmak: Çevresel sürdürülebilirlik takımımızın maestrosu, “Doğal kaynakların ihtiyaçlar doğrultusunda ve verimli bir şekilde kullanması” ilkesidir. Özellikle enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek bu yolda atılacak en önemli adımlardan biridir.
–Ekosistemlerin Korunmasına Titizlenmek: Ekosistemlerin biyolojik çeşitliliği ve işleyişi yaşam döngüsü için elzemdir. Dolayısıyla var olan sistemleri bozacak faaliyetlerden kaçınmak gerekir. Ormanların, sulak alanların ve korunaklı alanlar olarak ilan edilmiş alanları rahat bırakıp bildikleri gibi davranmalarını sağlamak kritiktir.
–Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomiyi Gündelik Akışın İçine Sokmak: Gündelik hayatımızın işleyişinde yapacağımız ufak değişiklikler atık üretimini minimize etmemizi sağlar. Bunların neler olduğunu araştırıp algımızı ve tavrımızı o yöne doğru kırmak güzel sonuçlar doğuracaktır. Geri dönüşümü teşvik bir virüs gibidir. Durun durun, bu virüs güzel bir virüs. Ama yayılımı bildiğimiz gibi. O yüzden geri dönüşüme kafa yormak bir süre sonra etrafımızın da yormasına ön ayak olabilir. Böylece ürünlerin ve kaynakların kullanım ömrünü artırarak “atık” kavramını azaltmak topyekun mümkün olur. Döngüsel ekonomi ilkeleriyle, malzemelerin tekrar kullanımını sağlamak da hem o malzemeye hem de doğaya yapılabilecek en güzel şeylerden biridir. Bunu da not edelim.
–Doğal Salınan Karbonu Azaltmak: Fosil yakıt tüketimini toptan terk etmek kısa vadede imkânsız. Ancak hiç olmazsa bu tüketimi periyodik bir şekilde azaltarak sera gazı salımını en aza indirmek yapılabilecekler listesinin en önemli maddelerinden biri. Bu anlamda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve enerji depolama gibi sistemlerin uygulanma hacimlerini yükseltmek doğaya saygı göstermenin bir başka yolu olarak yorumlanabilir.
–Kirliliği Olabildiğince Azaltmak: Kimyasal ve zehirli maddelerin doğaya salımını sınırlandırarak hava, su ve toprak kirliliğini kontrol altına almak en acil yapılması gerekenlerden biridir.
–Biyoçeşitliliği Korumak: Yabani yaşam alanlarını ve genetik çeşitliliği koruyup destekleyerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bitki ve hayvan türleri koruma altına alınmalıdır.
–Teknoloji ve İnovasyonda Yeşilden Yana Olmak: Yeni teknolojilerin ve inovatif fikirlerin odağına “sürdürülebilir ve yeşil” başlıklarını koymak önemli. Çevre dostu teknolojilere ve sürdürülebilir üretim yöntemlerine yatırım yapmak sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olacaktır.
–Toplumsal Bilinci Artırmak: Sürdürülebilirliğin her bir aşaması için çevre koruma bilincine sahip bireyler, kurumlar ve toplumlar gerekir. Bu anlamda gerek bireysel gerekse de toplu olarak daha çevreci kararların alınması ve uygulanması için belirli seviyede bilgi birikimine sahip olunmalıdır. Bunun için de eğitim ve farkındalık kampanyalarıyla sürdürülebilir yaşamın önemini anlatmak oldukça değerli olacaktır.
–Uzun Vadeli Planlama ve Politika Belirlemek: Özelde çevresel sürdürülebilirlik genelde ise sürdürülebilirliğin tam anlamıyla sirayet etmesi için önemli sac ayaklarından biri de devletlerdir. Çevresel etkiler üzerinde uzun vadeli düşünerek sürdürülebilirliği destekleyen politikalar geliştirmek ve böylece gelecek nesillerin haklarını göz önünde bulunduran kararlar almak devletlerin asli görevlerindendir.
–Uluslararası İş Birliği ve Standartlara Uyum Sağlamak: Başta Paris Anlaşması olmak üzere çevresel sürdürülebilirlik yolunda yapılmış uluslararası anlaşmalara uyum sağlamak ve belirlenen çerçevelerde hareket etmek son derece kritiktir. Çünkü bu mücadele sadece bir veya birkaç devletin çabasıyla yürümez. Beynelmilel bir tavır gerekir.
Çevresel sürdürülebilirlik, sürdürülebilirliğin diğer unsurları gibi, bireyden topluma uzanan ve topyekûn hareket edildiği takdirde çok daha değerlenecek olan bir tavırdır. Varlığını doğaya borçlu olduğunu bilen insanlardan olmak ve yine söz konusu borcun farkında olan nesiller yetiştirmek bu işin formülü olarak gün gibi ortadadır.