Son birkaç yıldır çok daha fazla olmakla birlikte, belirli bir yaşa ulaşmış insanlardan şunları çok sık duyar olduk: “Bu yaşa geldim, böyle sıcak görmedim.”, “Yaz günü böyle fırtına görülmüş şey mi?”, “Şubat ayında bu sıcak hayra alamet değil.” vs. İşte tüm bu cümlelerin kurdurtan durumun, değişimin ve riskin adı iklim değişikliği. İklim değişiyor ve biz yaz ayında ceviz büyüklüğünde doludan bahsediyoruz, iklim değişiyor ve biz kış ayında elimizde montla dolaşıyoruz, iklim değişiyor ve biz hem ilkbahar hem de sonbaharın yavaş yavaş elimizden kayıp gidişine şahit oluyoruz…
İklim değişikliği, şu anı ve geleceği direkt etkileyen ve üzerine düşünülmesi gereken bir konu. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” şeklindeki o muhteşem sözün sözünü dinleyip işe en temelden başlamak da en mantıklısı. “İklim değişikliği nedir?” sorusunu cevaplayarak temele ilk direği dikelim.
İklim Değişikliği Nedir?
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne göre iklim değişikliğinin tanımı şu şekilde: “Karşılaştırabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan değişiklik.” Mealini şöyle verelim: İklim değişikliği, hava düzenindeki uzun vadeli değişimlerdir. Hem yerel hem bölgesel hem de küresel bağlamda hava düzenlerinde bu değişimler gözlemlenebilir.
Peki iklim değişikliğinin nedenleri nelerdir, gelin bu soruyu da cevaplayalım. İşe küresel ısınmaya ayrı bir paragraf açarak başlayalım.
Küresel Isınma Nedir?
İklim değişikliğinin nedenlerini sıralamadan önce, temel nedenlerden biri olan ve neden-sonuç ilişkisi bağlamında iklim değişikliğiyle sürekli karıştırılan küresel ısınmanın ne olduğunu tarif etmemiz şart.
Küresel ısınma, en basit tanımıyla, Dünya’nın yüzeyinde meydana gelen sıcaklık artışına denir. Bu sıcaklık artışının da tek bir sebebi vardır, insan. O yüzden tanımda insan faktörünü de geçirmek elzem. Bu bağlamda tanımı biraz daha genişletip “İnsanların eylemleri neticesinde atmosfere salınan sera gazlarının (karbondioksit, metan, kloroflour karbon, ozon ve azot dioksit) dünyanın yüzeyinde meydana getirdiği sıcaklık artışına küresel ısınma denir” dersek daha kapsamlı bir yerden bakmış oluruz. Küresel ısınmanın geldiği boyutu şöyle açıklayalım:
İklim mücadelesinin mihenk taşlarının en büyüğü olan ve 2015’te kabul edilen Paris Anlaşması’nda; küresel ısınmanın önlenmesi, en azından belirli bir seviyede tutulması için 1,5 derece sınırı ortaya konmuştu. Fakat Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin verilerine göre 2024, 1,5 derece sınırının aşıldığı ilk yıl oldu. Yani 2024, 1850’lerden bu yana tutulmaya başlayan sıcaklık kayıtlarına göre yaşanan en sıcak yıldı.
İklim Değişikliğinin Sebepleri Nelerdir?
Şunu yineleyelim: İklim değişikliğinin sorumlusu insandır, insanın geleceği umursamaz faaliyetleridir. Nedir bunlar, gelin bakalım.
Fosil Yakıtların Kullanımında Israr: Enerji üretiminde, ulaşımda ve sanayide kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların kullanılması doğaya yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Çünkü bu işlemler büyük miktarda karbondioksit salımına yol açar.
Yenilenebilir Enerjilerin Tercih Edilmemesi: Fosil yakıtlarla çalışan enerji santralleri, büyük miktarda karbondioksiti ve diğer sera gazlarını atmosfere salar. Fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin yaygın olması, aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının sınırlı bir seviyede kalması demektir. En nihayet, enerji üretimindeki fosil yakıtlardan yana olan bu tercih ciddi bir sera gazı salımına yol açar.
Yoğun Ormansızlaştırma Mesaisi ve Arazi Kullanımda Değişiklikler: Ormanlar, Dünya’nın savunmasının bel kemiğidir. Karbondioksiti emerek atmosferden çıkarır ve etkisiz hâle getirirler. Bu doğal karbon yutaklarını oluşturan ağaçları çeşitli nedenlerle kesmek süreci tam tersine çevirir ve atmosferdeki karbondioksit miktarının artmasına neden olur.
Elbette işin bir de toprak kısmı var. Toprak, ciddi bir karbon tutma kapasitesine sahiptir. Ve fakat tarım, inşaat ve diğer arazi kullanımlarındaki değişiklikler toprağın bu kapasitesini azaltır. Süreç yine atmosfere karbondioksit salınması şeklinde nihayetlenir.
Tarım ve Hayvancılığın Öteki Yüzü: Çiftlik hayvanları; metan, nitröz oksit ve karbondioksit salımına yol açar ki hayvancılık sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının %14,5’inden sorumludur. Burada metanın altını çizelim. Metan, karbondioksitten çok daha güçlü bir sera gazıdır ve atmosferde etkisi çok daha uzun sürer. Öte yandan tarımda kullanılan gübreler, azot oksit gibi güçlü sera gazlarının salımına yol açar. Bu gazlar, özellikle tarım alanlarında toprakta bulunan mikroorganizmaların etkisiyle salınır.
Endüstriyel Üretiminden Doğan Büyük Emisyon: Endüstriyel üretim süreçlerinde kullanılan enerjinin büyük bir kısmı fosil yakıtlarla sağlanır. Bu da malum sona neden olur. Pek çok şirket bir şekilde üretim süreçlerine yenilenebilir enerjileri dahil etmeye çalışsa da bu henüz yeterli seviyeye ulaşmadı. Dolayısıyla sanayiyi karbon salımı yapmayan enerji üretim sistemlerine entegre etmek çok önemli.
Atıkları Yönetememenin Sonuçları: Çöplerin kaderine terk edilmesi ve çürüyerek bozulması sonucu ciddi metan gazı salınır. Metan gazının etkisinden bahsetmiştik. Yine çöp yakma işlemi de özellikle karbondioksit olmak üzere atmosfere zararlı gazların salınmasına yol açar.
Ulaşım Sisteminden Doğan Emisyon: Otomobiller, uçaklar, trenler ve diğer taşıma araçları fosil yakıt kullanarak hareket ederler ve bu süreçte büyük miktarda karbondioksit salımına yol açarlar. Özellikle son birkaç yıldır önemli adımlar atılsa da ulaşım sektörü, dünya çapında sera gazı emisyonlarının önde gelen kaynaklarındandır.
Bina ve Konutlardaki Gereğinden Fazla Enerji Tüketimi: Şu anki durumda binaların ısınması, soğutulması ve aydınlatılması için kullanılan enerjinin çoğu fosil yakıtlardan elde edilir. Hâl böyleyken bu alanlardaki fazladan ve gereksiz kullanım aynı derecede sera gazının salınması anlamına gelir. Özellikle enerji tüketiminin yüksek olduğu bölgelerde karbon salımı bu yüzden ciddi bir boyuta ulaşır.
İklim Değişikliğinin Sonuçları Nelerdir?
Tüm bu nedenlerin belirli sonuçları var elbette. Sıralayalım:
- Aşırı Hava Olayları: Sıcaklık artışında aşırılıklar, kuraklık, şiddetli yağışlar, fırtınalar, kasırgalar.
- Deniz Seviyesinin Yükselmesi: Buzulların erimesi, su baskınları, kıyı erozyonları, kutup bölgesi değişiklikleri.
- Ekosistemde Kayıplar: Tüm canlıları etkileyecek yaşam alanlarının kaybı, nesli tükenmekte olan türlerde artış, biyoçeşitlilikte düşüş.
- Asidikleşen Okyanuslar: Su sıcaklıklarının artması ve asidikleşmesi sonucu mercan resiflerinin yok olması, deniz ekosisteminin bozulması.
- Tarım ve Gıda Sistemindeki Sorunlar: Aşırı sıcaklıklar oluşan kuraklık ve su kıtlığı, tarımsal üretimde düşüş, gıda fiyatlarının artması.
- Hastalıklarda Artış ve Yeni Hastalıkların Doğması: Artan sıcaklıklar ve daha da kirlenen hava sonucu birtakım hastalıklarda artış, yeni hastalıkların ortaya çıkışı.
- Ekonomilere Olumsuz Etkisi: Sıklığı ve büyüklüğü artan doğal afetler sonucu oluşan büyük maliyetler, tarım, balıkçılık ve turizm sektöründe oluşan büyük kayıplar.
- Değişen Sosyal Hayat: Su kıtlığı, doğal afetler ve tarım alanlarındaki daralmalar sonucu artan göç hareketleri, kaynakların tükenmesi sonucu yükselen toplumsal gerilim ve çatışmalar.
Küresel iklim değişikliği nasıl önlenebilir?
Her bireyin, her toplumun ve her devletin üzerine düşen görevler olduğu iklim mücadelesi ancak topyekûn hareket edilerek kazanılabilir. Neler yapılabilir sorusuna verilecek cevap ise şöyle bir listeden oluşur:
-Fosil yakıtların kullanımı azaltılarak yenilenebilir enerjiye geçiş sağlanmalı ve enerji verimliliği politikalarına özellikle titizlenilmelidir.
-Ormanların korunması noktasında çok sıkı bir mücadeleye girmeli ve ağaçlandırma faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.
-Ulaşım sistemlerinde daha çevreci ve daha verimli tercihlerde bulunulmalı; elektrikli araçlar, toplu ulaşım ve bisiklet kullanımı teşvik edilmelidir.
-Atıkların azaltılması, atıkların yönetimi ve geri dönüşüm gibi konularda hem bireysel hem de toplu olarak iyileştirici faaliyetlerde bulunulmalıdır.
-Şirketleri daha fazla temiz üretime zorlamak adına karbon vergisi gibi uygulamalar büyütülmelidir.
-Paris Anlaşması gibi iklimle ilgili önemli kararların alındığı uluslararası anlaşmaların maddeleri yerine getirilmelidir.
-Tarımsal üretim noktasında doğal yöntemler tercih edilmeli ve toprak sağlığını koruma es geçilmemelidir.
-Hayvancılık sektöründe reformist adımlar atılmalı, yoğun metan salımının önüne geçilmelidir.
-Ekosistemi korumak ve doğal habitatları genişletmek adına koruma alanları artırılmalıdır.
-Karbon yakalama teknolojileri noktasında daha sıkı ve daha kapsamlı çalışmalara gidilmelidir.
-Bireysel anlamda; beslenme şekillerinde ve tüketim alışkanlıklarında iklimden yana durulmalı, tüketim alışkanlıklarında yeniliklere gidilmelidir.