Son zamanlarda her yerde gözümüze çarpan “yenilenebilir enerji”yi gördüğünüzde aklınıza şöyle bir soru takılıyor olabilir: “Yenilenebilir enerji gerçekten hayatımızı değiştirebilir mi?” Size aslında bu sonsuz kaynağın gerçekten de tüm dertlerimize deva olduğunu, iklim değişikliğiyle mücadele nasıl kilit bir rol oynadığını söylesek ne düşünürdünüz? Yani evet, kendi kendini yenileyen, doğanın bize sunduğu bu anlamlı hediye aslında geleceğimizin kapılarını aralıyor.
Ne demek peki “Yenilenebilir enerji”? Yenilenebilir enerji, tükendiğinden daha hızlı yenilenen kaynaklardan elde edilen enerji demek. Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlar yenilenemez kaynaklar ve oluşmaları çok uzun zaman alıyor. Üstelik, bu yakıtları kullanarak enerji ürettiğimizde havaya karbondioksit gibi zararlı gazlar salınıyor. Yenilenebilir enerji üretmek, fosil yakıtları yakmaktan çok daha düşük emisyonlar yaratıyor.
Aslında gezegenimizin nefes alması, bizim de daha sürdürülebilir bir yaşam sürmemiz için elimizin altında olan bu kaynak, güneşin her sabah doğuşunda ya da saçlarımızı savuran rüzgârda varoluyor desek yeridir. Bir düşünün: Güneş’in ısıttığı sıcak suyla duş yaptığınızda veya rüzgârın gücünden yararlanarak elektrik ürettiğinizde aslında daha temiz, daha yaşanabilir bir dünya için bir seçim de yapmış oluyorsunuz. Doğadan ödünç alıyor ve yine aldıklarınızı doğaya geri veriyorsunuz. Bugüne kadar gezegenimize yaptıklarımızı düşününce kabul edelim, oldukça iyi bir anlaşma.
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Neler?
Günümüzde yenilenebilir enerji sektörü fosil yakıtlara göre üç kat daha fazla istihdam yaratıyor. Üstelik de bu kaynaklar birçok ülkede fosil yakıtlara oranla daha ucuz. Gelin şimdi yenilenebilir enerji kaynaklarına bakarak meseleye biraz daha aşina olalım.
Güneş Enerjisi
İnsana yaşam enerjisi veren güneş ışıkları fotovoltaik (Photo Voltaic, PV) panellerle elektrik enerjisine dönüşebiliyor. Yani en basit haliyle güneş içimizi ısıttığı kadar bize günlük yaşamımızda gerekli olan ısıyı sağlıyor. Doğadan gelen bu saf ve temiz kaynak, modern dünyanın en parlak çözümü olabilir.
Rüzgâr Enerjisi
Rüzgârın şöyle bir üzerimize esen melteminden türbinleri döndürecek kadar şiddetli esintisine kadar uzanan bu serüvende, kinetik enerji elektriğe dönüşüyor. Sahil şeritlerine doğru uzandığımızda sık sık gözümüze çarpan rüzgâr türbinleri bu işe yarıyor.
Hidroelektrik Enerjisi
Hidroelektrik, yüksek rakımlardan alçak rakımlara doğru hareket eden suyun enerjisini kullanıyor. Rezervuarlardan ve nehirlerden üretilebiliyor. İçme suyu, sulama suyu, sel ve kuraklık kontrolü sağlamak, navigasyon hizmetleri vermek ve enerji temin etmek gibi faydaları var. Şu an elektrik sektöründeki en büyük enerji kaynağı.
Jeotermal Enerji
Yer kabuğunun derinliklerinden gelen o doğal sıcaklık erişilemez değil. Bu ısı, Dünya’nın oluşumundan kalan sıcaklık ve radyoaktif elementlerin bozunmasıyla üretiliyor. Yani jeotermal enerji santralleri, yer altındaki sıcak su ve buharı kullanarak elektrik üretiyor. Ve Dünya bu enerjiyi 100 yıldan fazla bir zamandır kullanıyor.
Biyokütle Enerjisi
Tarımsal atıklardan, organik maddelerin fermantasyonuyla elde edilen enerji. Hem geri dönüştürebilir hem de çevre dostu olan bu enerji kaynağı, odun, bitki atıkları, hayvan gübresi gibi organik maddelerden elde edilen enerjidir. Bu organik maddeler yakılarak veya çeşitli işlemlerden geçirilerek enerji üretiminde kullanılıyor. Biyokütle, elektrik üretiminde, ısıtmada ve hatta ulaşım yakıtları üretiminde kullanılabiliyor.
Okyanus Enerjisi
Gelgitlerin gizemli ritmi ve dalgaların bitmek bilmeyen enerjisiyle elektrik üretmek… Kulağa çok şiirsel geliyor. Teknoloji hâlâ bu kaynağın potansiyelini tam anlamıyla açığa çıkaramasa da, okyanus enerjisi gelecek vaadediyor.
Nükleer Enerji Yenilenebilir mi?
Peki ya nükleer enerji? Çevre dostu olduğunu duymuş olabilirsiniz ama bu onu yenilenebilir yapar mı? Maalesef, nükleer enerji yenilenebilir kategorisinde yer almıyor. Bunun nedeni, hammadde olarak kullandığı uranyum ve toryumun sınırlı rezervlere sahip olması ve bir kez kullanıldıklarında yenilenememesi.
International Atomic Energy Agency’e göre (IAEA) nükleer enerji halihazırda dünyanın düşük karbonlu elektriğinin yaklaşık dörtte birini sağlıyor. Elektrik şebekesine istikrar ve dayanıklılık sağlayan ve güneş veya rüzgâr olmadığında güneş ve rüzgar gibi değişken yenilenebilir enerjileri destekleyen büyük miktarda güvenilir, dağıtılabilir güç sunuyor. Nükleer enerji fosil yakıtlara kıyasla daha az karbon salımı yapıyor. Bu yüzden bazı uzmanlar tarafından karbon nötr bir enerji kaynağı olarak değerlendiriliyor.
Nükleer enerjinin sürdürülebilirliği konusunda tartışmalar sürüyor. Nükleer enerjiye karşı çıkanların temel endişeleri şunlar: Nükleer silahların yayılması, radyoaktif atık yönetimi ve maliyet/zaman faktörü.
İlk olarak, nükleer teknoloji, nükleer silah üretiminde de kullanılabildiği için, bu teknolojinin yaygınlaşması bazı ülkelerin nükleer silah elde etme riskini artırabilir. İkinci olarak, nükleer enerji üretimi sonucunda ortaya çıkan radyoaktif atıklar, uzun yıllar boyunca çevre ve insan sağlığı için tehlike oluşturabilir. Kaldı ki bu atıkların güvenli bir şekilde depolanması ve bertaraf edilmesi büyük bir zorluk. Son olarak, nükleer santrallerin inşası oldukça pahalı ve zaman alıcı. Bu durum, yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla nükleer enerjiyi daha az cazip hale getirebiliyor haliyle. Özellikle iklim değişikliği ile mücadelede hızlı ve etkili çözümlere ihtiyaç duyulduğu göz önüne alındığında, nükleer enerjinin uzun inşa süreci önemli bir dezavantaj olarak görülüyor.