Bugün 22 Nisan Dünya Günü, gezegenimizi korumak için yapılan küresel bir çağrı.
1969’un başında, Kaliforniya’nın göz alıcı sahil şehri Santa Barbara, hiç beklemediği bir felaketle karşılaştı. Okyanusun kalbinde, bir sondaj platformu patladı. Ardından binlerce varil petrol denize karıştı. Dalgalar siyaha bulandı, kuşlar yere çakıldı. İnsanlar kıyıya vurmuş canlıları toplarken sadece bir ekosistemin değil, bir dönemin de çöküşüne tanıklık ediyorlardı.

Yaklaşık 300.000 galon ham petrol, okyanusa yayıldı. Santa Barbara kıyıları boyunca uzanan resifler boğuldu, deniz kuşlarının tüyleri ağırlaşıp suya gömüldü, foklar, yunuslar ve balıklar zehirli bir ölümün içinde savruldu.Yiyecek zinciri kırıldı, yumurtlama alanları yok oldu, deniz canlılarının davranışları değişti.
Uzmanlar bu felaketin, biyolojik çeşitliliğin kırılma anlarından biri olduğunu söylüyor. Bazı türlerin popülasyonu yıllar boyunca toparlanamadı.

Olay yerini ziyaret eden senatör Gaylord Nelson, o gün orada gördükleriyle bir karar aldı: Artık böyle devam edemezdik. 22 Nisan 1970’te, ABD’de milyonlarca insan sokaklara döküldü. “Earth Day” adı verilen bu gün, sadece bir farkındalık günü değil, yeni bir dünyanın da başlangıcıydı.
Çünkü Santa Barbara’daki o petrol sızıntısı sadece kuşların kanadını karartmadı; kolektif bir vicdanı da uyandırdı. “Doğa da haklara sahip olmalı,” diyen sesler ilk kez bu kadar güçlü çıktı. Bu olay, modern çevre hareketinin kırılma noktası oldu. Çevre yasaları, denetleyici kurumlar, sivil inisiyatifler—hepsi o sızıntının dalgalarıyla başladı.

22 Nisan 1970 üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçti ama sorular hâlâ geçerli:
Daha az tüketebilir miyiz?
Daha az kirletebilir miyiz?
Daha çok sorumluluk alabilir miyiz?