İnsanın doğduğu an ölmeye başladığını düşünürsek, en büyük ve önlenemez lanetinin ölümlülük olduğunu söyleyebiliriz. Buna rağmen yaşamayı sürdürmek, planlar yapmak, hayaller kurmak, daha iyisini umut etmekten yüzyıllardır vazgeçmemiş bir türüz. Fakat tarihler 1997’yi gösteriyor ve yepyeni bir kuşak dünyaya gelmeye başlıyor. Var olan bütün kabulleri altüst etmeye gelmiş gibiler adeta. Diyorlar ki; “Neden daha iyisi için uğraşıyoruz ki? Zaten hiçbir şey daha iyiye gitmeyecek!” Gelin, Z Jenerasyonunun literatüre kattığı Doomerism kelimesini ve bakış açısını anlatmaya çalışalım.
Doomerism bir kafa yapısı, bir bakış açısı ve taşıdığı anlam şu: İklim felaketi, politik istikrarsızlık, gelir eşitsizliği, önlenemez nüfus artışı, kontrolden çıkma potansiyeli olan AI gibi olguları sebep göstererek medeniyetin çökeceği, dünyanın sonunun geleceği, kısacası kıyametin kopacağına inanmak ve bu nedenle etkisizlik alanında kalmayı tercih etmek. Çok büyük bölümü Z jenerasyonundan oluşan bir grup insanın edindiği bir dünya görüşü. Kavramın çıkışını ve yayılmasını sağlayan da sosyal medya. Altında çok büyük bir çelişki barındırıyor: Z Jenerasyonu toplumun çok büyük bir bölümü tarafından “kurtarıcı” olarak görülüyor. Gezegeni iklim krizinden, adaletsizliklerden, insan hakları ihlallerinden kurtaracak kahraman jenerasyon! Halbuki onların bir kısmı artık yapılabilecek hiçbir şeyin kalmadığına inançla kendisine yarattığı depresif etkisizlik alanına hapsolmuş durumda. Çünkü hayalkırıklığına uğramaktan korkuyorlar. Dünyanın var olan halinden dumura uğramış bu gençler ümit edip, mücadele edip, sonra da bu çabalarının boşa çıkmasından korkuyor. Bunun yerine makus talihlerine razı olmayı, şimdiden buna hazırlanmayı yeğliyorlar. Gelecek planları yapmıyorlar.
Doomerism’in farklı çeşitleri de var: climate doomerism, AI doomerism, economical doomerism, political doomerism.Bu depresif kaderciliği ateşleyen temel etkene göre kavramın adlandırılışı farklılık gösteriyor.