“Bizim oralarda deniz yoktu ama göl vardı, ben yüzmeyi orada öğrendim”
“Bizim oralarda deniz yoktu ama göl vardı, babamla balık tutardık”
“Bizim oralarda deniz yoktu ama göl vardı, kıyısında oturup piknik yapardık”
Bu cümleler tarihin tozlu raflarındaki yerini aldı. Çünkü sizin oralarda da bizim oralarda da göl yok artık; kurudular veya kurumaları an meselesi.
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, durumun vehametini açıkça ortaya koyuyor: “Son 60 yılda Türkiye’deki 240 gölden 186’sı tamamen kurudu.” Hatta bununla da kalmayıp bir de şu eklemeyi yapıyor: “Geriye kalanlar da ağır hasta. Aşırı kirlilikle boğuşuyorlar ve kuruma tehlikesiyle karşı karşıyalar.”
Dr. Erol Kesici, hasta göllere şifa olacak reçetenin en tepesine, “Vahşi tarımsal sulamayı %60 azaltmak” isimli bir ilaç yazıyor. Reçetenin devamını da biz yazalım.
-Doğayı sevmek,
-Doğanın kendi malımız olmadığı gerçeğini kabullenmek,
-“Ne olacak canım?” sorusunu zihinden silmek,
-“Bir şey olmaz” denilen her şeyin bir şeylere zarar verdiğini anlamak,
-Ve evet, dünyayı kurtarabileceğine inanmak.