Microsoft’un ardından Google ve Amazon da birkaç gün arayla nükleer enerji yatırımlarını duyurdu. Microsoft Pennsylvania’daki kapalı bir nükleer enerji tesisini yeniden çalışır duruma getirmeyi, Amazon ve Google ise daha küçük boyutta, modüler reaktörler kuran start-up’lar ile iş birliğine gitmeyi tercih edecek. Amazon daha önce nükleer enerji ile çalışan bir veri merkezini de satın almıştı. Peki neden?
Çünkü yapay zekânın her geçen gün katlanarak artan, akıl almaz boyutlardaki enerji ihtiyacını, atmosferi kirletmeden giderebilmenin bir yolunu bulmak imkansızlaşıyor. Sosyal medyada gezmek, video izlemek veya chat yapmak gibi artık geleneksel sayılabilecek teknolojik aktivitelerle yaratılan dijital karbon ayak izimiz neredeyse masum kalacak. Teknoloji devlerinin yeni kaynaklara ihtiyacı var. Bu durumda akla hemen şu soru geliyor: Rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını denemediler mi? Denediler. Denemeye de devam ediyorlar. Fakat sera gazı emisyonu üretmeden 7/24 kesintisiz enerjiye ulaşmak için bu kaynaklar yeterli değil. Günün 24 saati üretilebilen, rüzgâr ve güneş gibi hava koşullarına bağlı olmayan nükleer enerji, popülerliğini artırmaya belli ki hız kesmeden devam edecek. Nitekim Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahmini de bunu doğruluyor: Veri merkezlerinin toplam elektrik harcaması, 2026’ya geldiğimizde 2022’nin 2 katına çıkacak.
Bu yatırımların en erken 2030 itibarıyla devreye alınabilecek olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Etkilerini görmek için daha çok zaman var. Peki nükleer enerjinin yeniden bu kadar revaçta olması, temiz enerji için -şimdilik- çok önemli bir kaynak olarak görülmesi ne kadar doğru? Nükleer enerji gerçekten yenilenebilir kaynaklara çok iyi bir alternatif mi? Bu da başka bir araştırmamızın konusu olsun.