İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü, Çoklu Krizler Çağında Bilgi Düzensizliklerine Karşı Dirençlilik Konferansı’na ev sahipliği yaptı. Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak Projesi, (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) kapsamında düzenlenen konferansta, bilgi düzensizlikleri disiplinler arası bir bakışla ele alındı.
Konferansın açılış konuşmacısı olarak kürsüye çıkan Avrupa Dijital Medya Gözlemevi (EDMO) Yönetim Kurulu Başkanı Paolo Cesarini, dijital çağda dezenformasyonla mücadele stratejilerini ve bu alanda Avrupa Birliği’nin yaklaşımını açıkladı. Hak temelli bir yaklaşımın önemine dikkat çeken Cesarini, ifade özgürlüğünün yalnızca konuşma, içerik üretme hakkını değil; bireylerin güvenilir bilgiye ulaşma ve bu bilgi temelinde kendi fikirlerini oluşturma hakkını da içerdiğini vurguladı.
“Şeffaflık yalnızca teknik değil demokratik de bir mesele”
Yanlış ya da yanıltıcı içeriklerle mücadelede sansürden yana refleksler yerine bilgilendirici ve şeffaf stratejilerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Cesarini, bu mücadelede sadece bireylerin medya okuryazarlığını artırmanın yeterli olmadığının altını çizdi. Cesarini, “Bir demokratik mesele” olarak betimlediği şeffaflık konusunda sözlerine şöyle devam etti: “Dijital iletişim altyapılarının işleyişinin şeffaflaştırılması ve bu yapıların hesap verebilir hâle getirilmesi gerekiyor. Yapay zekâ destekli sistemlerin içerik görünürlüğünü nasıl belirlediklerine ilişkin şeffaf olmaları, demokratik toplumlarda bilgiye erişim hakkı açısından hayati önem taşıyor. Algoritmaların nasıl çalıştığını bilmeden, bilgiye erişme hakkımızı etkin şekilde kullanamayız. Bu, yalnızca teknik değil, aynı zamanda demokratik bir meseledir.”
“Bilgi bütünlüğü ortak hareketle korunur”
Dezenformasyonla mücadelenin başarılı olabilmesi için kamu kurumlarının ötesine geçen bir ortaklık yapısına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Cesarini, ortak hareket etmenin önemini vurguladı. Araştırmacılar, gazeteciler, platformlar, akademisyenler, medya okuryazarlığı savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesinin gerekliliğini şu sözlerle ifade etti: “Bu sorunla mücadele yalnızca devletlerin değil, tüm toplumun meselesidir. Bilgi bütünlüğü, çok paydaşlı bir çaba olmadan korunamaz.”