Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA), metan emisyonlarının uydu verilerine dayanarak yaptığı analiz raporuna göre, alınan tüm önlemlere rağmen metan emisyonlarındaki yükseliş devam ediyor.
Metan gazı, küresel ısınmanın sebepleri arasında, karbondioksitten sonra en büyük etkiye sahip ikinci gaz konumunda. Küresel Metan Takipçisi ismiyle paylaşılan rapora göre 2024, dünya genelinde enerji sektöründen kaynaklanan metan gazı emisyonlarının rekor seviyelere ulaştığı bir yıl oldu. Yıl boyunca fosil yakıt sektöründen 120 milyon tondan fazla metan gazı atmosfere salındı. Bu, 2019’daki rekor metan salımıyla neredeyse eşdeğer bir seviye anlamına geliyor. Ajansa göre, bu artışın nedenlerinin başında, petrol ve doğal gaz olmak üzere fosil yakıt üretiminin hız kesmeden devam etmesi geliyor.
Analizde altı çizilen bir başka konu, terk edilmiş petrol ve gaz kuyuları ile kömür madenlerinin küresel metan emisyonlarına yaptığı ciddi etki oldu. 2024’te yaklaşık 8 milyon ton metan gazı bu noktalardan atmosfere salındı. Birlikte ele alındığında, bu kaynaklar dünyanın dördüncü büyük metan gazı yayıcısı konumunda.
“Metan emisyonlarının yaklaşık %70’i önlenebilir”
Rapor, farklı ülkeler ve şirketler arasında metan emisyonu yoğunluklarında büyük bir aralık olduğu gerçeğini de ortaya koydu. Öyle ki metan emisyonu konusunda en iyilerle en kötüler arasında 100 kat gibi büyük bir fark var. Bu uçurumu daraltmak için farkındalığı artırmanın ve kolayca erişilebilen en iyi uygulamaları yaymanın önemli olduğu belirtiliyor.
Yine rapora göre, enerji sektöründen kaynaklanan yıllık metan emisyonlarının yaklaşık %70’i mevcut teknolojilerle önlenebilir. Hâlihazırda şirketler ve ülkeler tarafından yapılan metan taahhütleri küresel petrol ve gaz üretiminin %80’ini kapsıyor. Ancak şu anda küresel petrol ve gaz üretiminin yalnızca yaklaşık %5’i kanıtlanabilir şekilde sıfıra yakın metan emisyonu standardını karşılıyor.
Analizin bir başka çıkarımı, fosil yakıt sektöründe hedeflenen metan azaltım çözümlerinin uygulanmasının 2050 yılına kadar küresel sıcaklıklarda yaklaşık 0,1 derecelik bir artışın önlenmesini sağlayacağı. Bu, dünya çapında ağır sanayinin tüm karbondioksit emisyonlarını ortadan kaldırmaya eşdeğer.