3+30+300’ü görünce, sosyal medyada pek bir şöhret sahibi 777 ve benzeri spiritüel anlamlar taşıyan mevzulara girdik sanmayın. Zira bizim işimiz gerçeklerle, Dünya’nın gerçekleriyle.
3+30+300, ilk olarak 2021 yılında, Hollandalı Kentsel Ormancılık Uzmanı Prof. Cecil Konijnendijk tarafından ortaya atılmış bir şehircilik kuralı. İçinde; 3,30 ve 300 rakamlarının geçtiği üç basit soru ile ilerliyor. Peşinden koştuğu mesele şu: Daha yeşil, daha sağlıklı şehirler için asgari standartları yakalamak.
Peki yakalıyor mu, orası çoğunlukla gri.
3+30+300 kuralı hangi sorular soruluyor?
Prof. Cecil Konijnendijk, 3+30+300 kuralında şu üç sorunun cevabını arıyor:
“-Evinizin, okulunuzun veya iş yerinizin penceresinden şöyle bir baktığınızda 3 tane ağaç görebiliyor musunuz?
-Çevrenizin ya da mahallenizin en az yüzde 30’unu gölgeleyen bir ağaç örtüsü var mı?
-Yaşadığınız, çalıştığınız ya da okuduğunuz binanın en az 300 metre yakınında ağaçlardan oluşan bir park bulabiliyor musunuz?”
Bu üç sorunun cevabının “evet” olması da şenliklerle kutlanacak bir durum değil üstelik. Zira bu durum, “asgari standart” olarak yorumlanıyor.
Dünyanın en ikonik şehirleri arasında gösterilen sekiz şehir sınıfta kaldı
Bu çerçevede araştırmacılar, dünyanın en zengin ve en ikonik şehirleri arasında gösterilen sekiz kente odaklandılar: Melbourne, Sydney, New York, Denver, Seattle, Buenos Aires, Amsterdam ve Singapur. Testler yapıldı ve sonuç şöyle açıklandı: Araştırmaya tabi tutulan şehirlerdeki bina stoku, bu soruların cevabını büyük oranda karşılayamadı ve dolayısıyla bu sekiz kent 3+30+300 standardını yakalayamadı. Sürekli ısınan bu dünyada, şehirlerin “yeşil”den yararlanması ve biraz olsun serinlemesinin ne denli önemli olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım.