2019 yılında imzalanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, ismiyle müsemma bir sözleşme. Mutabakat için, “Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği ile mücadele etme ve sürdürülebilir bir ekonomi oluşturma amacıyla geliştirdiği kapsamlı bir strateji” şeklinde bir tanımlama pekâlâ getirebiliriz. Yaşlı kıta şöyle diyor: “Bu kadar karbon beni boğuyor, benim içimde yaşayan da bana gelecek olan da ‘karbonsuz’ olsun artık.”
Bunun için hayata geçirilen Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda süreç belirli etaplara ayrıldı ki yeni dönem 2026 itibarıyla başlıyor. 2026 ile beraber gelecek yeni kurallar, sadece Avrupa’yı değil Avrupa ile ticaret yapan tüm dünya ülkelerini yakinen ilgilendirecek.
Evrak işleri 2025’in sonunda bitiyor
Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda 1 Ekim 2023’de “raporlama” merkezli dönem başladı. Yapılan şu: AB’ye ithal edilen ürünlerin üretimi aşamasında salınan karbon emisyonları ile üretim süreçlerinde kullanılan elektriğin üretiminden kaynaklı (dolaylı) emisyonlar raporlanıyor. Bu dönem 31 Aralık 2025’te bitecek.
2026 itibarıyla AB: Karbon varsa biz evde yokuz
1 Ocak 2026’da başlayacak yeni dönemde ise AB, ticari hayatın merkezine şu maddeyi koyacak: “İhraç ettiğiniz ürünlere gömülü emisyonlar için, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile belirlenen haftalık karbon fiyatları üzerinden karbon vergisi ödemesi yapmak zorunda kalacaksınız.”
Yeni dönemin zangocu: SKDM
Burada devreye giren sistem, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM). AB bu mekanizma ile bir yandan yeşil dönüşümün yaratacağı maliyet karşısında Avrupa’nın rekabetçiliğinin korunmasını diğer taraftan ise küresel düzeyde iklim değişikliği ile mücadele çabasının artırılmasını hedefliyor.
Türkiye ihracatı için en önemli pazar
Türkiye için AB pazarı çok önemli zira 2023 yılındaki toplam 256 milyar dolara yakın ihracatının 104 milyar dolardan fazlasını bu pazara yaptı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve toplam 17 sektör Sürdürülebilirlik Eylem Planları’nı açıkladılar. Şu an için yeni sisteme adapte olmak adına adımlar atılmış görünüyor. Bu adımların yere sağlam basıp basmayacağını ise 2026 itibarıyla göreceğiz. Yapılması muhtemel hataların, yanlışların Türkiye ekonomisini derinden sarsacağı aşikâr. Umarız, herkes tehlikenin bu sefer farkındadır.
Gelin bu 18 sektör nelermiş, ona da bir bakalım. Tabii şu uyarıyı da es geçmeden: Eğer aşağıdaki sektörlerden birinde ihracat yapan yapıdaysanız ya da böyle bir yapıyla çalışıyorsanız, hızlı bir şekilde aksiyon almaya başlarsanız ve açıklanan eylem planlarına entegre olmayı başarırsanız iyi edersiniz:
– Gemi ve Yat İnşa
– Deri ve Deri Ürünleri
– Makine
– Otomotiv
– Tarım ve Hayvancılık
– Tekstil
– Demir ve Demir Dışı Metaller
– Kimya
– Halı
– Mücevher
– Hizmet
– Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri
– Cam
– Seramik
– Çimento
– İklimlendirme
– Çelik
– Elektrik- Elektronik