Akıp giden hayatlarımızın hemen hemen her anında ve her alanında “Tüm ilgi bende olsun”cu histerik kişilere rastlıyor ve fakat bir şekilde idare ediyoruz. Ancak bu tavır, “süper güç” olarak görülen bir devletin başkanında olunca pek de çekilir bir çile olmuyor. Malumunuz Donald Trump’tan bahsediyoruz. Geçmişi, şimdiyi ve geleceği sadece kendisinin bildiğine körü körüne inanan yeni ABD başkanının hâliyle gözü hiçbir şey görmüyor. Başkanlıktaki ikinci görevine 20 Ocak’ta ettiği yeminle başlayan Trump, içinde iklimin de olduğu pek çok kavrama ve duruma faşizan bir taraftan bakıyor. “Benim yararıma olan şey doğrudur” görüşünü pragmatizmin bir parçası olarak felsefe literatürüne sokmuş Amerikalı felsefecilerin izinden gidiyor sanki. Gelin, çiçeği burnunda (ama sadece kendi burnunda) başkanın aldığı ve pek çok kesime “yok artık” dedirten kararların ne olduğuna bakalım:
-Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme,
-Fosil yakıt üretimini artırmayı amaçlayan “ulusal enerji acil durumu”nun ilan edileceğinin açıklanması,
-Açık deniz rüzgâr enerjisi projeleri kiralama ve izin işlemlerini geçici olarak durdurma,
-Dünya Sağlık Örgütü’nden çıkış sürecinin başlatılması,
-Ülkenin güney sınırında “ulusal acil durum” ilanı,
-Göçmenleri sınır dışı etme uçuşlarının başlaması,
-6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılan bir kısmı cezaevindeki 1600 kişiye af,
-“X” cinsiyet işaretli pasaport başvurularını işleme koymayı askıya alma,
-Kadın ve erkek olmak üzere sadece iki cinsiyetin var olduğu kabulü üzerine politikalar üretme kararı.
Görünen o ki her gün yeni bir şaşkınlık yaşayacağız. Bu şaşkınlık da beraberinde tek bir soruyu getirecek:
“Ne olacak bu dünyanın hâli?”