Türkiye’nin kötü şehircilikten en çok nasibini almış bölgesine nefes aldıran Marmara Denizi yine yorgun düştü. Her daim boyundan büyük meselelerle mücadele eden iç deniz, 2021’den sonra tekrar müsilaj denilen kabusu görmeye başladı. Üstelik bu sefer sadece Marmara değil bu kabusu gören; müsilaj, Ege Denizi sahillerine de ulaştı.
Peki neden aynı senaryoyu yaşıyoruz, ne yapılmadı, ne yapılmalı, ya yapılmazsa?
Müsilaj neydi, hatırlayalım.
Müsilaj, resmi makamlarca, “Denizdeki biyolojik üretimin ilk basamağı olan bitkisel planktonun (fitoplankton) bazı çevresel faktörlerin tetiklemesiyle aşırı çoğalmasının bir ürünü olarak deniz suyuna salgılanan sümüksü, şeffaf ve yapışkan bir organik madde” olarak tarif ediliyor. “Deniz salyası” olarak da bilinen müsilajın oluşumu üç çevresel faktöre dayanıyor: İklim değişikliği sonucu artan sıcaklık, deniz suyundaki durağanlık ve azot-fosfor.
2021’de ne olmuştu, şimdi ne oldu?
Müsilaj, 2021 yılında Marmara Denizi’nde ayyuka çıkmış ve temizlemek için Marmara Denizi Eylem Planı kapsamında yoğun bir mesai harcanmıştı. Çalışmaların ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, müsilajın tamamen temizlendiğini açıklamıştı. Fakat gelinen noktada problemin ne kadar ve nasıl çözüldüğü ciddi bir tartışma konusu çünkü müsilaj belasıyla yine karşı karşıyayız. Üstelik müsilaj bu sefer sadece Marmara’nın konusu değil. Ana problem Marmara’da olmakla birlikte Ege Denizi kıyılarında da müsilaj görülmeye başlandı.
Peki neden?
Burada, Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı’ya kulak verelim. Bakın ne diyor: “Marmara Denizi Eylem Planı’nda, hedeflenenler arasında, tüm atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma sistemine dönüştürülmesi vardı. Ancak aradan geçen sürede evsel atıkların arıtılma oranı yalnızca % 0,7 oranında arttı. Marmara Denizi’ni besleyen 200’den fazla akarsuyun büyük bölümü hâlihazırda atık kanalına dönüşmüş durumda.”
Ne yapmalı?
-Tüm belediyeler arıtma tesislerini tam kapasiteyle çalıştırmalı,
-Sanayi atıklarını arıtma sistemleri talimatlara uygun ve yüksek verimde çalışmalı,
-Kaçak deşarjlar önlenmeli,
-Sanayi atıkları, ilgili birimler tarafından düzenli olarak denetlenmeli,
-Denizlerdeki organik kirletici yükü en aza indirilmeli,
-Özellikle sığ kıyılar mütemadiyen temizlenmeli,
-Gemi limanlarında sık sık kontrollü denetim sağlanmalı,
-Merkezi ve yerel yönetimler, sanayi tesisleri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar ortak hareket etmeli.
Ya yapılmazsa?
Yapılan dalışlardan elde edilen verilere göre, Marmara Denizi’nin 30 metreye kadar olan derinliklerinde müsilaj örümcek ağı gibi yayılmış durumda. Eğer bir şeyler yapılmazsa havaların ısınmasıyla birlikte 2021’deki senaryo tekrar yaşanabilir.
Müsilaj, halının altına süpürülemeyecek kadar önemli ve tehlikeli bir mesele. Mesele edinmek de bir tercih değil artık, bir zorunluluk. (Kayra’ya not: bu ekran paylaşım güdüsünü tetikleyecek bir ekran olmalı. Metin slogan gibi yazılmalı, müsilajın korkutucu bir görüntüsü de eklenebilir. Ya da sadece piktokramlar kullanılarak da görselleştirilebilir.)